fbpx
Nasıl sinir oluyorum, tutkuları heyecanları olmayan insanlara .... Hiç bir şey üretmiyorlar,  Hiç bir şeyle ilgilenmiyorlar... Sadece ekran seyrediyorlar.... yapılan her şeye bahane üretiyorlar ... Hiç bir şey geliştirmiyorlar, üretmek adına hiç bir katılım göstermiyorlar.... Böyle gelmiş, böyle giderci  insanlar.... Kabullenilmiş çaresizlikleri olan zavallılar sürüsü,  kabullendiğin şeyden vazgeçsen belki kendin için daha mutlu bir kapıyı açacaksın...belki senin sevmeden attığın adımı başkasının koşarak gitmesine sebep olacaksın .... Korkaklar.... sahip olduklarından...
bazen daralırsın ve kaçmak istersin herşeyden , herkesten.... işte tam da o ''bazen'' deyim.... uzun süre kimseyle konuşmayacağım bir yer olmalı, hatta dilini bilmediğim bir deniz kıyısı en güzeli , çünki ben konuşmadan duramam ....dilini bilmediğim bir ülke de böylece susmayı öğrenirim, konuşan uvuzlarım dinlenir . sıcak olmalı ama daraltmayanından, öğlen güneş altında buz gibi biramı içerken uykuya dalmalıyım, tam en güzel...
Bir nefeslik kaçış rotaları Şehirden, işlerden, her şeyden darlandığımızda bambaşka bir hava solumak istediğinizde ben çevre köylere kaçıyorum. Aslında ne gereksiz hırsların içinde olduğumuzu, hayatın her şekilde devam ettiğini, mutlu olmak için çok paraya, elbiseye, arabaya ihtiyacımızdan çok, huzura sağlığa, dostlara daha çok ihtiyacımız olduğunu anlıyor insan. ...
şimdi herkes bir tık atmıştır, bu kız delirdi galiba diye ama şaşırmayın sex falan yazmadım , tık oranını ne kadar etkilediğini test etmekteyim....:):):) bu da yılın son şakası olsun :) şimdi alt başlığımıza geçelim    güzel günler sana gelmez sen onlara gideceksin .... Yeni yıl yaklaştıkça hele ki bu son gün; bir sürü yapmayacağım ve yapacağım listelerimiz oluşur ... Benim yok mu elbette var...
cuma demek, sabah alarmsız uykular demek,  sabah konservatVuar öğrencisi komşumun Violasıyla sokağı neşelendirmesi demek ( tabi bu benim varsayımım :)belki de adam yada kadın önemli biri bilmiyorum :) kahvaltıda , göz yumurta demek :)  salonun ortasında yayılarak gazete okumak demek,  çiçek bakımı ,sabah yürüyüşü demek ... biriken kitaplara başlamak, yarım kalanları bitirmek demek :) hep böyle günlük güneşli şeyler yok tabi ki :)  çamaşırlar yıkanacak, ütüler...
Sabah uyanıp ilk vapurla Pasaporta 'a geçmek kadar keyiflisi yoktur. Genelde dışarıda yapılan çayları içmem ve sevmem ama sabahın ilk vapur çayını sırf ritüel hatırına yudumlarım... ( neden dışarıda yapılan çayı sevmem hemen anlatayım; ruh yoktur o çayda, aşk yoktur, duygu yoktur, suya özensizce ittirilmiş çay yapraklarının mutsuz sonu gibidir ) bir de vapurda şöyle abes bir durumum var; herkes sabah mahmurluğu,  sıcak...
Cafe L Sandwich
İzmir'liler için sandwich ayrı bir yerdedir.Hele tavuklu ruslu sandwichin apayrı bir yerdedir.Yıllar önce Lozan meydanda , sandwich ve tost severleri doyuran ''Lozan sandwich'' geri döndü, yeni adı;CAFE L SANDWİCH ,yeni tarzıyla ve en önemlisi geniş menüsü ile ... Ben bir Ayvalıklı olarak her yerin Ayvalık tostunu sevmem, zaten damak tadında huysuz insanlardanım, içindeki üründen...
İzmir 'de gün batımları aşk saatidir, durulma , her şeyi unutma saatidir, bir nevi trans hali :)  Bir İzmir'linin haftası nasıl geçerse geçsin cuması mutlaka böyle geçer.... Cuma akşam midyesiz olmaz , akşam üstü gün batımında Kordon'da sakinleşip, cumartesi Çeşme'ye ,Ayvalık'a yol planları yapılır... hafta sonunu ise hiç anlatmayacağım bile, sonra tüm İstanbul'luların gözü kalıyor ... ve tabi ki müzik, kırmızı gün batımlarına...
Teknesi olup, her hafta sonu Samos, Sakız, Kos gezip duran insanlar var ya .....  o tekneyi arkadaşlarıyla paylasmıyorlar ya....  insallah güneş alerjisi olursunuz.... İstanbul'da yaşayanlar bu cümleye küfretse de kusura bakmasınlar ege'de hayat böyle geçiyor.... hafta içi , hafta sonu gezip eğlenmek için çalışıyoruz biz..... bir türlü metropol insanı olmayı beceremiyoruz, bilmediğimiz yarınlara çalışmak , egeli için çok olası bir durum değil.... neden mi hafta...
Bugünlerde en çok 2 şeye çok sinirleniyorum ... 1- evlenenlere  2- hamilelere  Neden herkes bir anda evleniyor ben anlamıyorum...  Zaten 2-3 yıla ayrılıyorlar ,  Boşanma oranının bu kadar arttığı bir dönemde neden don kişot gibi yel değirmenleri ile savaşmayı seçiyorlar ... bir sürü masraf yapıp aileleri mutlu olsun diye tanımadıkları insanlara düğün eğlencesi yapıyorlar , bilmem ne teyzelerin oğlunu da çağıralım geyikleri arasında kahroluyorlar ...  sonra...
Bazen atarlı yazılar yazıyorum, çokça yiyorum, genelde geziyorum çünkü bir yerde sabit kalmayı sevmiyorum, hayatın biriktirdikçe çoğaldığına güzelleştiğine inananlardanım. O kadar büyük cümlelerim yok, şu an için kendimce yazıyorum. okuyorsanız ve kim olduğumu merak edip bu sayfaya geldiyseniz teşekkür ederim.

Caferli Köyünü duydunuz mu ?

Şirin bir Ege Köyü Şirin olmasının yanında en önemlisi inanılmaz bir özveri ve gönül adanmış bir proje.Caferli Köyü...

Halfeti efsaneleri